kap_02
kap_03
kap_04
kap_06
kap_07
kap_08
kap_09
kap_10
kap_11
kap_16
kap_30
kap_32

M Ü S L Ü M A N OLARAK ÖLMEK

 

İnsan kâinatın en mükemmel varlığıdır. İnsan; eşyada mevcut kuvvet ve kabiliyetlerin kendisinde toplandığı bir varlıktır. O, varlıklar âleminin özetidir. Bu özeti doğru okuyanlar, bütün varlıkların yaratılış hikmetlerini anlama ve kavrama imkânına sahip olurlar. Kâinatın ve insanın yaratılışını doğru okuyanlar yaratan, yaşatan, yöneten Allah(c.c)’ın varlığını ve birliğini idrak ederler. Bu idrak insanı Allah(c.c)’ı bilmeye ve tanımaya götürür.

İnsanı Allah (c.c) yaratmıştır. Bunun dışında beyan edilen görüşlerin ilime ve gerçeğe ters düşen hurafeler olduğu muhakkaktır.

Allah(c.c) insanı eşrefi mahlûkat olarak yaratmıştır.

“İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emin belde (Mekke) ye yemin ederim ki, Biz insanı en güzel kıvamda yarattık. Sonra da onu aşağıların aşağısına attık. Ancak iman edip salih amel işleyenler hariç. Onlar için eksilmeyen kesintisiz bir mükâfat vardır. Artık bundan (bu delillerden) sonra, hangi şey sana din gününü yalan saydırttı? Allah, hakimlerin en hakimi değil midir?” (Tin suresi: 1-8)

Takvim, eğriyi doğrultmak, kıvama nizama koymak, kıymet biçmek, kıymetlendirmek manalarına gelir. İnsan; yaratıcı tarafından kendisine verilen akıl nimeti, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayırma kabiliyeti, cüzi irade ve İslam nimeti nedeniyle mükemmel bir donanıma sahip kılınmıştır. Onun yaratılışını “ahseni takvim” kılan bu donanımıdır.

İnsan İslam fıtratına sahip olarak yaratılmıştır.

“(Resulüm!) Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rûm suresi:30) «Hanîf» eğriliğe sapmaksızın doğru yoldan, İslam yolundan gitmek demektir. Buhârî’nin Ebu Hüreyre’den rivayet ettiği bir hadise göre: “Her doğan çocuk ancak İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra annesi ve babası onu Yahudi, Mecusi veya Hıristiyan yaparlar…” İnsanın yaratıldığı bu İslam fıtratı, eğitim yolu ile ya korunur ya da bozulur, ifsat edilir. Anne babanın, eğitimcilerin ve devletin görevi bu fıtratı korumaktır. Dünya barışının sağlanması bu fıtratın korunmasına bağlıdır.

Bu mükemmel donanıma sahip olan insanı Allah(c.c) niçin yaratmıştır? : “Ben cinleri

ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan rızk istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz rızk veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.” (Zariyat suresi: 56–58) Cin ve insan cinsinin yaratılmasının hikmeti Allah’ı tanıyıp ona ibadet ve kulluk etmesidir. Bu ise Allah(c.c)’ın emirlerine teslim olmayı ve bu emirlere uygun bir hayat sürmeyi, O’na kulluk ve ibadet etmeyi gerektirir. Bunun aksini yapmak cinleri ve insanı azaba sürükler.

İnsanının dünya hayatı sınırlıdır. Bu hayatın sonu ölümdür. Bütün canlılar gibi insan da, vakti geldiğinde ölümü tadacaktır. “Her can ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete girdirilirse o, gerçekten kurtulmuştur. Bu dünya hayatı ise aldanma metaından başka bir şey değildir.” (Ali İmran: 185)

Hayat ve ölüm. İnsan bu iki olayı doğru okumalıdır. İnsan hayat ve ölümün ne anlama geldiğini öğrenmeli ve muhasebesini ona göre yapmalıdır. “O (Allah)ki, hanginizin daha güzel amel yapacağını imtihan etmek için, ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, her şeye galip gelendir, affedendir.” (Mülk suresi: 2) “O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş’ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yemin ederim ki, (Resulüm!): “Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz” desen, kafir olanlar derhal “Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir” derler.” (Hûd suresi: 7)

Bu beyana göre insan dünya hayatında Allah(c.c) tarafından imtihan edilmektedir. Dünya hayatı insanoğlu için bir imtihan yeridir. Dünya hayatının sonu ölümdür. Sonu olmayan hayat ise ahiret hayatıdır. Ahiret hayatı dünya hayatının hesabıdır. ahirette insanlar dünya hayatında yaptıkları seçime göre akıbet bulacaklardır.

Yaratan Allah(c.c) insanı niçin imtihan etmektedir? İmtihanlar niçin yapılır? Bu sorunun cevabını kavramak için fazlaca bir bilgiye ihtiyaç yoktur. Kime bu soruyu sorsanız size bir şeyler söyleyecektir. Önemli şeyleri elde etmek için imtihanlar yapılır. Diploma için, sınıf geçmek için, işe girmek için, ehliyet almak için, unvan kazanmak için ve benzeri şeyler için imtihanlar yapılır.

Yaratan rabbimizin bizi imtihan etmesinin sebebi bize verdiği nimetlerdir. O bize akıl nimetini vermiştir, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayırma nimetlerini vermiştir, cüzi irade nimetini ve İslam nimetini vermiştir, Kur’an-ı Kerim nimetini ve örnek olarak efendimiz Hz Muhammed Mustafa(s.a.v) nimetini vermiştir. Bunun için bu dünyada imtihan oluyoruz. “İnsan üzerinden öyle zamanlar geçti ki, o(insan, o zamanlar içinde) anılmaya değer bir şey değildi. Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona yolu (İslamı) gösterdik. İster şükretsin ister küfretsin.”(İnsan suresi: 1–3)

Bilmemiz gereken en önemli gerçek, bu dünyada imtihan olduğumuz gerçeğidir. Gerçeği bilerek, görerek yaşamalıyız. Allah(c.c) bize verdiği cüzi iradeyle bizzat kendimizin mücadele ederek cenneti kazanmamızı dilemiştir.

Allah(c.c) bu dünya imtihanını bir hak batıl mücadelesi şeklinde tanzim etmiştir. Hak, yaratan Rabbimizin rızasıdır, İslam’dır. Batıl ise yasaklanan yoldur, Allah’ın gazabıdır, nefse esarettir, Şeytan ve işbirlikçilerinin izinden yürümektir.

Allah(c.c) hak-batıl mücadelesi şeklinde tanzim ettiği bu imtihanı kazanalım diye bize yolumuzu göstermiştir. Bu yol İslam yoludur. Allah ve Resulünün emirlerine teslim olmaktır. İslam insanın dünya ve ahiret saadetinin tek çaresidir ve ilacıdır. Çünkü bu dini insanlara beğenip gönderen Allah(c.c)’tır. “…Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim…” (Mâide suresi: 3)

Biz kuluz. Dikkate ve ciddiye alacağımız şey Rabbimizin beyanıdır. O bize beyan ediyor. “Allah nezdinde hak din İslam’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini inkâr edenler bilmelidirler

ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.”(Ali İmran suresi:19) Ahiret hayatında, dünya hayatının hesabını Allah(c.c)’a verecek isek, ki ona hesap vereceğiz, o takdirde Allah’a ve peygamberlerine itaatten başka bir seçimimiz olamaz. Şayet biz tercihimizi hak din İslam’ın dışında başka bir din için kullanırsak, bu dinin adı ne olursa olsun yanlış ve hatalı bir seçim yaptığımızı bilmemiz lazımdır. “Kim, İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Ali İmran suresi: 85)

İnsanlık âleminin ve özellikle Müslümanların idrak etmesi gereken en önemli husus, yaşamanın gayesinin Müslüman olarak ölmeyi başarmak olduğudur. Hz Adem’den bizim peygamberimize kadar gelen bütün peygamberler insanlara Müslüman olarak ölmelerini telkin etmişlerdir.“Bunu İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti, Yakub da: Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslam’ı) seçti. O halde sadece Müslümanlar olarak ölünüz (dedi).”(Bakara suresi: 132)

Allah(c.c) inananlara Müslüman olarak ölmeyi emretmiştir ““Ey iman edenler!

Allah’tan sakınılması gerektiği gibi sakının ve (Kâfir, müşrik, münafık, fasık ve facir olarak

değil) ancak Müslüman olarak can verin.”(Âl-i İmran 102)

Müslüman olarak ölmeyi başarmak!

Bunu başarmak elimizdedir. İşe kendimizden başlayacağız. Nereden geldik, niçin geldik, nereye gideceğiz. Bileceğiz ki biz insanız. Hayvan da değiliz, melek de değiliz. Biz varlığı kendinden olan da değiliz. Yani kendi kendimize var olmadık. Bir olan Allah’ın yaratması ile var olduk. O’ndan geldik O’na döneceğiz. O bizi İslam fıtratı ile yarattı. Bizim görevimiz

Müslümanlar olarak ölmeyi başarmak ve Müslümanlar olarak huzuruna çıkmaktır.

Allah bizi korusun. Kâfir olarak, münafık olarak, müşrik olarak, fasık ve facir olarak, zındık olarak, zalim olarak, eşkıya olarak ölmemeliyiz. Ateist ve Marksist olarak, Materyalist olarak, Kapitalist olarak, Siyonist ve Yahudi olarak, Hıristiyan olarak, Budist ve Şaman olarak, ölmemeliyiz. Faizci olarak, zinakar olarak, rantiyeci olarak, yol kesici olarak, ifsatçı olarak, kumarbaz olarak, eroinci, içkici, kokainci olarak ölmemeliyiz.

Bütün peygamberler ve onlarla birlikte olanlar gibi, Peygamberimiz ve ashabı gibi,

Allah’ın veli kulları gibi, sadık âlimler, mücahitler ve şehitler gibi Müslümanlar olarak ölmeyi başarmalıyız.

Müslüman olarak ölmek ancak Hakkı üstün tutmak, Nefis terbiyesini esas almak,

Maneviyatçı olmakla olur. “Asra yemin olsun ki insan gerçekten zarardadır. Ancak

iman edip salih amel işleyenler, hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadırlar.”

(Asr suresi:1-3)

Müslüman olarak ölmek; İslam’ın dünya ve ahiret saadetinin tek çaresi olduğuna inanmak, şuurlu Müslüman olmak ve insanlığın saadeti için çalışmak anlamında cihad farzını bilmek ve yapmakla olur. Müslüman olarak ölmek ancak İslam’ı bütün olarak kavrayıp yaşamakla olur. Çünkü İslam’ın yarısı kendisi değildir. “…Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıyor da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası ancak dünya hayatında rüsvaylıktır. Kıyamet gününde ise azabın en şiddetlisine itilmektir. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir. İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alanlardır. Bu yüzden ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine yardım edilecektir.” (Bakara suresi: 85-86)

Müslüman olarak ölmek; Peygamberimiz (s.a.v) İslam’a nasıl inanmış, nasıl yaşamış, nasıl cihad etmiş, mücadele etmiş ise, onun gibi inanmak, yaşamak cihad etmek ve mücadele etmekle olur.

Peygamberimiz öğüt veriyor. “Kimin cehennemden kurtarılıp Cennet’e konulmak hoşuna giderse, ölümünü, Allah’a ve ahiret gününe inanmış olarak karşılasın...” (Ahmed b. Hanbel, 11, 192) Ve Müslüman olarak ölmeyi başarmak saadetimiz olacaktır. “Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebediyyen kalmak üzere altından ırmaklar akan, cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah’ın razı olması ise hepsinden büyüktür.

İşte büyük başarı da budur.”(Tevbe suresi:72)

basyaz
kap_05
Geri
İleri

Sitemiz en uygun 1024x768 ekran boyutunda görüntülenir.

kap_12
kap_13
kap_29
başyazi3
basyazi3_1