kap_02
kap_03
kap_04
kap_05
kap_06
kap_07
kap_08
kap_09
kap_10
kap_11
kap_16
kap_30
kap_32
yazar

Yaz yüzünü gösterir göstermez herkes elindeki işi unuturcasına bir yerlere gitme hayali kurmaya başlıyor. Ne yapıp edip, bulup buluşturarak çoluk çocuk şehrin dışına atıyoruz kendimizi. Bulunduğumuz yerin hudutları dışına çıkalım da neresi olursa olsun; biraz yeşillik ve biraz mavilik olsa yeter. Hem bütün bir sene bunun için çalışmadık mı? Aylar boyunca soluksuz çalışma ayininin üç beş günlük mükâfatıdır bu. Bedenin ataletle ödüllendirilmesidir.

Eski çağlarda efendiler ne kadar kudretli olduklarını, ağır yük altındaki kölelerine kısa molalar verdirerek gösterirlermiş. Köle, efendisinin gösterdiği şefkat karşısında ne büyük bir rahatlığa kavuştuğunu anladıkça efendisi gözünde bir kat daha büyür ve bağlılığı bir kat daha artarmış.

Modern dünyanın ağır işçilerinin bakışlarında da bu minnet hissini yakalamak mümkün- dür. Sorumlu oldukları kişiye karşı ‘Bedenimin ve gücümün bana ait olduğunu hatırlattığın için minnettarım’ şeklinde tercüme edilebilecek bir anlamı yüzlerinde barındırırlar.

Kapitalist dünya insanı kullandığı makinenin bir parçası haline getirmiştir. Fabrika ve atölyelerde ne ürettiğini bilmeyen, sabahtan akşama kadar ter döktüğü mamulün neye yaradığından habersiz yaptığı işe yabancılaşmış bireyler dört gözle kendilerine ait vakitleri beklerler. Makinenin başında ya da bürokratik bir ortamda insan ilişkilerinden uzak biçimsel davranışlarla fonksiyon icra etmenin sonucu doğal değil, mekanik bir yorgunluktur.

Doğal yorgunluk yaşayanlar elindeki işin neye yaradığını, kimin için yapıldığını bilenlerdir ki dinlenirken yaptıkları işe kattıkları maharet ve marifetin keyfini çıkarırlar. Atölyede marangozun ya da demircinin, tarlada çiftçinin, sınıfta hakkaniyetli ve sabırlı bir öğretmenin yorgunluğu bu cinstendir. İşlerini hakkıyla bitirip, alınlarında biriken teri ellerinin tersiyle şöyle bir sildikleri andan itibaren onlar için tatil başlamış demektir.

Müslüman toplumlarda gündelik hayat namaz saatlerine göre düzenlenmiştir. Beş vakit namaz çalışma koşullarına ya da çalıştıranın iznine değil, tam tersi çalışma hayatı beş vakit namazın iznine tabidir.

Oysa bugünkü çalışma hayatında işin namaz vakitleriyle duraksatılması ayininin yarıda kesilmesi kadar büyük bir disiplinsizliğe hamledilebilecek bir olaydır. Böyle zamanlarda karşıdan gelecek cevap her zaman hazırdır: ‘Ne münasebet efendim, bilmez misiniz çalışmak da bir ibadettir!

Kapitalist mantığa göre üretim, tüketim, tanıtım, pazarlama ve dağıtıma dair bilumum işler tek kelimeyle ibadettir ve müminlerinden ritüellere uygun davranışlar beklerler. Bu ritüellerden biri de üretim için taze kan ve yeniden güç toparlama ayini olan “tatil”dir.İngilizcesinin “holiday” olması tesadüf değildir. Zira bu kelimenin etimolojisine inip ameliyat masasına yatırdığımızda anlamının “holy” ve “day” sözcüklerinden oluşmuş “kutsal gün” olduğu görülecektir.

Yahudiler Tevrat’ta, Allah’a aynı şekilde dinlenme ve tatil günü isnat ederler. Allah’ın yeri göğü altı günde yaratma esprisini anlamazlıktan gelerek, Allah’ın (hâşâ) altı günün sonunda yedinci gün dinlendiğini söylerler.

Sebt (sebat-cumartesi) gününü hiçbir iş yapmadan durarak takdis etmeleri bundandır. Cumartesi Musevilik için, Pazar günü ise Hıristiyanlık için holiday’dir.

İslam’da ise hiçbir şey yapmamaya kutsiyet izafe edilmez. Dünya bir sınav mekânı olması hasebiyle boş durulacak bir yer değildir.

Çalışmak  ve  üretmek,  yapay  ihtiyaçlar oluşturup tüketimi körüklemek için değil, sahip olduğunun geçici süre emanetçisi olduğu bilincine ulaşıp yaşam alanını maddi ve manevi anlamda imar etmek, elindekini tutmayıp infak etmek içindir.

İslam’a göre çalışmak tatili kendi içinde barındıran bir süreçtir ki her iki dünyayı da kapsar.

Kapitalist ferdiyetçi anlayışta olduğu gibi, bir Müslüman yalnızca kendisi için de çalışmaz. Tüm insanlığa karşı sorumlu olduğunun bilincindedir. Çalışmak amaç değil, araçtır. İnsan kendini elindeki işine vermediği sürece zihin başına buyruk dolaşır, başkasının duvarını aşarak bahçesinden içeri girer.

Cuma günü sanıldığının aksine dinlenme ve tatil günü değil, daha çok çalışma günüdür. Nitekim Allah Cuma süresi 10. ayette: “Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın, Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz” buyurur.

Öyleyse siz gözünüze kestirdiğiniz bir uzak mekân için valizinizi hazırlamaya davranmadan sözü Akif’le bağlayalım:

“Cemaat intibah ister, uyanmaz gizli yaşlarla

Çalışmak, başka yol yok, hem nasıl canlarla başlarla!”

 

Geri
İleri

Sitemiz en uygun 1024x768 ekran boyutunda görüntülenir.

kap_12
kap_13
kap_29
tv5banner
milligazete
agd

Hüseyin AKIN
~eğitimci~

ayin