




EMEVİLERİN İLME DESTEKLERİ
Emevilerin ilime verdikleri destekleri de yazarak eğitim olayının Emeviler dönemini bitirmiş olacağız. Bundan sonraki aşama Abbasiler dönemidir.
Emevilerin İlim ve sanat alanındaki çalışmaları ve destekleri
Ömer b. Abdulaziz, Nafi’yi Mısır’a hadis ilmini öğretmesi için göndermişti. Ömer b. Abdülaziz; ilim adamlarına, alimlere ve eğitimcilere Beytül maldan 100 dinar maaş bağlamıştı. Ayrıca, Humus valisine gönderdiği mektupta; “Kendisini camiye adayıp vaktini fıkha ayıran kimselerin her birine 100 dinar ver. Mektubumu alır almaz bu iş için Beytül maldan ödenek ayır. Çünkü bu kimselerin ge- çimlerini sağlamak gerekir.1
Emeviler, düşünce bazda halkın desteğini kazanmak için kendilerine yakın olan mezhepleri desteklemiş, diğerlerini de yasaklamışlardır. Hatta, kendi iktidarlarının ayakta kalması ve halkın bu durumu kabullenmesi için kendileri kelami mezhepler oluşturmuşlardır.
Emeviler dönemindeki ilk tartışmalar; kurulu iktidara sadık olan ve büyük günah işleyenin durumunu Allah’a havale eden Mürcie ve Kaderiye ile insanın özgür iradesini savunan, tavizsiz muhaddislerle bağlantısı olan Allah’ın kadiri Mutlak olduğunu mudafa eden cebriye arasında cereyan etti.
Emeviler, daha Muaviye döneminde alimlere ilgi göstermiş, bunlara mali yardımda bulunmuşlardır. Muaviye’den itibaren saray alimlerin, şairlerin ve bilginlerin uğrak yeri olmuştur. Burada tartışma meclisleri oluşturulurdu. Saraydan yükselen bu ilgi valilere ve oradan zenginlere kadar yayılmıştır. Bu teşvik ve destek her ne kadar ilmi teşvik etmişse de aslında Emeviler dönemindeki ilmi çalışmada devletten bağımsız olarak gelişmiştir. Daha çok bireysel çalışmalarla gelişmiştir. Bireysel gayretler sonucu ilim alanında kendilerini kabul ettiren kişilerin etrafına öğrenciler ve ilim halkası oluşmuştur. Halk da bu kişilerin görüş ve düşüncelerine önem vermiş, en ufak bir sorunlarında onlara başvurmuşlardır. Alimler, aynı zamanda halkın arasındaki sosal sorunları çözmüş, hakem olmuş, hatta ceza gerektirmeyen konularda (evlenme, miras, boşanma, veraset, kavga ve sürtüşme) gibi konularda yargılama görevini de ifa etmişlerdir. Aynı zamanda halkın en ufak dertleriyle de ilgilenmişlerdir. Bütün bunlara örnek olarak Ebu Hanife ile ilgili anlatılan bir olayı göstere- biliriz. Bal yemeyi çok seven fakat bu aşırı bal yemesi kendisine dokunan bir çocuğun annesi, çocuğuna ne yapsa da bu sevdasından vaz geçiremez. Sonunda Ebu Hanife’ye getirir ve ondan çocuğunu bu bal sevdasından vaz geçirmesini ister. Ebu Hanife 40 gün süre ister. Bu sürenin sonunda yanına gelen çocuğa “Evladım bal yeme!” der. Çocuk da bu uyarı üzerine bir daha bal yemez. Bu örnek bize, halkın alimlerle nasıl içli dışlı olduğunu ve en ufak bir ailevi meseleri bile onlara getirdiğini göstermesi bakımından ilginçtir.
Bunun dışında sosyal hayatın düzenli yürümesi, halkın ahlak seviyesinin yükselmesi konusunda da uyarılarda bulunulmuş, camiler kanalıyla da halka dini ve kültürel bilgiler vermişlerdir. Yani sadece talebelere ders vermemiş, kitap yazmamış, aynı zamanda halk eğitimine de katkıda bulunmuşlardır. Onların, camilerde irşat kürsüleri bulunur, sıradan halk da bu halkalara katılarak bilgi sahibi olur, sorular sorarlardı.
Yani alimler sürekli halkla birlikteydiler. Günümüzde ki gibi, üniversite kampuslerin içine hapsolmuş, halktan kopuk bir aydın profili çizmiyorlardı. Bundan dolayı, onların
iktidarı desteklemeleri veya aleyhinde konuşmaları devlet tarafından sıkı takibe uğramıştır. İktidar sahipleri, icraatlarını onaylamak için bazen onların fetvalarına baş vururlardı. İktidarı eleştirmeleri cezalandırılmalarına mal olabilirdi. Yöneticilerin alimlerin fetvalarını istemeleri dine duydukları saygı veya alimin görüşlerine önem vermekten çok, onları da suçlarına ortak ederek halkın desteğini kazanmak ve yaptıkları haksızlıklara meşruiyet kazandırmaktır. Bir İmam-ı Malik ve Ebu Hanife bu talepleri kabul etmedikelerinden çeşitli işkencelerle karşılaşmıştır.
Emevilerin Dini İlimlere Karşı Tavırları
Emevi halifesi Abdülmelik’in isteği üzerine Said b. Cübeyr, ilk tefsir kitabını yazarak halifeye sunmuştur. Bu olay, yöneticilerin ilme desteklerini ve teşviklerini göstermektedir. Ayrıca, Emevi valileri de bu konuda ilmi desteklemişlerdir. Haccac, Kur’anın hareketlendirilmesi ve Ziyad’ın Kur’anın hiziplere ayrılması çalışmalarını desteklemişlerdir.
Emevi halifeleri özellikle de Ömer b.Abdülaziz hadise ve hadis ilmine çok önem vermiş ve bu ilmin toplanmasını yazılmasını sağlayan ilk kişi olmuştur. Kuşkusuz bunda onun ilmi kişiliği etkili olmuştur. Bu olayda Ömer b. Abdülaziz’in şahsında Emevilerin bu ilme verdikleri önemi göstermektedir.
Nevevi; Ömer b. Abdülaziz için; “Dedesi Ömer b. Hattab Kur’anın toplanmasına nasıl öncülük etti ise, hadislerin derlenmesinde en büyük fazilet Ömer b. Abdülaziz’e aittir” demiştir. Yani Ömer b. Hattab’ın torunu hadis ilmini düşünen ilk kişidir. (Ömer b. Abdüla- ziz anne tarafından hz. Ömer’in torunudur.) Ömer b. Abdülaziz, Ebu Bekir b. Muhmmde b. Hazm’a yazdığı mektupta; “Resulullah’ın hadislerini yaz. Çünkü ben bu ilmin ve alim- lerin gitmesinden korkarım” demiştir. Ayrıca, hadis memurlarına özel bir itina gösterilme- sini istiyor ve tüm bölge valilerine de hadis toplamalarını emrediyordu.2
Emevi halifelerinden Abdülmelik b. Mervan; Zühri’ye maddi ve manevi destekte bulundu. Bu halifeden sonra sırasıyla Velid b. Abdülmelik, Ömer b. Abdülaziz, Yezid b. Abdülmelik ve Hişam b. Ab- dülmelik Zühri’yi desteklediler. Özellikle Ömer b. Abdülaziz Medine valisi iken Ebubekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm’a ve Zühri’ye resmi olarak hadislerin toplanması husunda emir vermiştir. Hişam b. Abdülmelik de Zühri’ye hadis yazma konusun- da zorlama derecesinde teşvik etmiştir. Mervan b. Hakem daha Medine valisi iken Zeyd b. Sabid’den hadis dinlemiştir.
Bunun dışında Mürcie’yi ve diğer muhaliflerine karşı kendilerini destekleyen alimlere yardımcı olmuşlardır.
Emevilerin Din Dışı İlimlere Karşı Tavırları
Halid b. Yezid, halifeler arasında ilk defa kimya eğitimi alan kimsedir. Halid, dönemin ünlü kimya uzmanı ve İskenderiyede yetişen Meryanus isimli bir Rum rahibinden tıp ve kimya eğitimini aldı. Bu ilimlerin Arapça’ya çevrilmesini emretti. Bu emri ile Halid, İslam medeniyetinde ilk meşaleyi yakmış oldu. Bu tercümeler, aynı zamanda İslam tarihinde ya- pılan ilk tercümelerdir. Halid ayrıca, İsfehan el-Kadim (Stephanos l’Ancient)den bir kimya kitabının tercümesini istemiştir. Pozitif bilimlere olan destek bir merak sonucu olduğu gibi aynı zamanda bir ihtiyaç sonucu da doğmuştur. Örneğin; tıp, matematik ve astronomi gibi bilimler aynı zamanda toplumsal ihtiyaçları da gidermişlerdir.
Emeviler bilimsel çalışmaları desteklemiş ve erken bir dönemde çeviriler başlamıştır. Örneğin Mervan b. Hakem döneminde aslen İranlı bir Yahudi doktor olan Masarcaveyh el Basri 683 yılında aslen Yunanca olan Ahrun adında bir Papaz tarafından İskenderiye’de yazıldığı sanılan sonradan Süryaniceye çevrilmiş bir tıb kitabını Arançya çeridi. Bu Arap- çaya çerilen ilk bilimsel eserdir. ll. Ömer, İskenderiye’deki Yunan-Helenistik geleneği- ne bağlı tob okulunu Antakya ve Harran’a taşıttığı söylenmektedir. l. Yezid b. Halid (ö. 708) ilk Müslüman kimyacıdır. Ayrıca kendisine verilen hakim lakabına bakılırsa ilk filozoftur. O, İstefan el-Kdim (Sephanos l’Ancient)’ten bir kimya kitabının terümesini istemiştir. Ayrıca Caferi Sadık’ın da kimya ve Astroloji ile uğraştığı rivayet edilmektedir.3
Emevilerin Şiiri Desteklemelerinin nedenleri
İslama katılımın artması ve bunların Arapça bilmemeleri, Arapça’nın bozulmasına neden olmuştu. Emevi halifeleri, Arapça’yı korumak amacıyla şiire önem vermişlerdir.4 Ayrıca halifeler, şairleri de desteklemiş ve onlardan kendilerinin şiir yoluyla propagandalarını yapmalarını istemişlerdir. Örneğin el-Ahtal, aynı zamanda klasik zamanların son büyük hristiyan şairiydi. Bu dönemde şiir önemli bir propaganda aracıydı. Emevi halifelerinin zihniyeti cahiliyet çağı zihniyeti olup felsefeden ve derin dini araştırmalardan lezzet almamak- taydılar. Onlar ancak güzel şiirlerden, edebi hutbelerden, güzel hikmetlerden haz duyar- lardı. Fakat Ömer b. Abdülaziz cahiliye türü şiirleri desteklememiş, hatta onun dönemin- de şairler zarar görmüşlerdir. O daha çok dini alanlara önem vermiştir.
Devletin Tarih ve Tarihçilerle İlişkisi
Özelikle Muaviye, geçmiş Arap tarihini merak ediyordu. Bu nedenle tarihçileri destekledi. Ayrıca, Araplar arasında zaten bir nesep ilmi ve geçmişle övünme kültürü bulunuyordu. Devlet bu ilmin disiplin altına girmesini sağlamaya çalıştı.
Muaviyenin sarayında öğretmen ve danışman olarak görev yapan Ka’bul Ahbar aslen bir Yahudiydi. Bu durum; Ka’bın Yahudi ve Müslüman kültürü konusunda en eski otorite- lerinden birisi haline getirmiş oldu. Muaviye; Ka’b’dan bir tarih kitabını yazmasını istemişti. O da cahiliye dönemiyle ilgili bir kitap yaz- mıştı. Muaviye, bazen Abidi yanına çağırarak tarih sohbetleri yapardı.
Emeviler Döneminde Hukuk:
Emeviler dönemine girildiğinde hukukta keyfi uygulamalar başladı. Emeviler, kendi çıkarları ve saltanatların bekası için hukuku zorlamaya başladılar. Fakat buna rağmen yine de bir çok olayda alimlerin de onayını alma ihtiyacını hissetmişlerdir. Bunun temel nedeni de yukarda belirttiğimiz gibi halkın desteğini alma ve meşruiyet ihtiyacıdır.
Devletin Musiki’ye Karşı Tavrı
Emeviler, zevklerine düşkün bir yönetim anlayışına sahiptiler. Bu nedenle de musikiye önem vermişlerdir. l. Yezid aynı zamanda bir bestekardır. Sarayda şarkı söylemeyi ve eğlenceyi düzenleyen ilk halifedir. Abdülmek b. Misceh isimli müzisyeni himayesine almıştır. Velid de ibni Ma’bed’i himayesine almış- tır. ll. Yezid, Habbabe ve Sellame, Hişam ise Hüseyni’yi himayelerine almışlardı.
Emeviler, musikiden sadece zevk almak için yararlanmamış, muhaliflerini ve muhalefeti susturmak amacıyla da kullanmışlardır. Bu amaçla Mekke ve Medine önemli Müzik bölgeleri olmuştur. Böylece, bölgeyi zevkü sefaya daldırarak muhalefeti kırmayı hedeflediler. Aynı zamanda propaganda amaçlı olarak devleti, Emevileri ve Halifeyi öven besteler de yapıldı.
Sanat ve Mimari ile İlişkiler
Şam Emevi camisi, esasen Jupitere vakfedilmiş bir putperest mabedi idi. Sonraları bir Hristiyan kilisesine dönüştürüldü. Şam’ın Araplar tarafından fethedilmesinden sonra bu yapı Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından beraber kullanıldı. Şam, Emevilerin başkenti olunca ve müslümanlar da şehirde çoğunluğu oluşturunca bu yapı hristiyanlardan satın alındı.
Emeviler, sadece ilmi düşüncelerle değil, bazen muhaliflerini susturmak veya kendi yandaşlarını teşvik etmek yada ilmi bir silah gibi kullanmak amacıyla da ilim ve sanatı desteklemişlerdir. Buna en büyük örnek olarak da Abdülmelik’in Kudüs’te yaptırdığı camidir. Böyle bir caminin yapmasının birçok siyasi nedenleri bulunmaktadır.
Hristiyan kiliselerinin güzelliğiyle rekabet etmek
Mekke’de İbn-i Zübeyr olduğundan ve burada halifeliğini ilan ettiğinden, Hacıların Mekke’ye ziyaretlerini engellemek
İbn-i Tagribirdi, Abdülmelik’in insanların Mekke’ye gidip Zübeyr’in etkisine girmemek için kıbleyi Mekke’den Kudüs’e döndürme niyetinden bile bahseder. (İbn-i Tagribirdi, en-Nucumuz zahire) Haccacın vasıttaki aynı dönemde yapılan camisi de bu şüpheyi destekler. Arkeologlar, Haccac’ın cami ve sarayını araştırdıklarında, biri diğerinin üstünde dört farklı cami buldular. Yukarıdaki üç yapı, Mekke’ye döndürülmüştü. Fakat, Haccac’ın sarayı ile bitişik en alttaki mescid, batıya 34 derecelik bir sapma yapıyordu. (Yani Kudus’e dönüktü.) İskaf, Beni Cüneyd’in Bağdat’ın biraz kuzeyindeki Haccac’a da atfedilen ikinci mescid-i hemen hemen aynı sapmaya sahip- ti. (ıraklı meslekdaşım Dr. Abdulaziz bilgileri sözlü olarak bana verdi.)6
Emevilerin Siyasi Nedenlerle İlim ve Sanatı Desteklemeleri
Emeviler, sadece ilmi düşüncelerle değil, bazen muhaliflerini susturmak veya kendi yandaşlarını teşvik etmek yada ilmi bir silah gibi kullanmak amacıyla da ilim ve sanatı des- teklemişlerdir. Buna en büyük örnek olarak da Abdülmelik’in Kudüs’te yaptırdığı camiyi verebiliriz.
Tercüme Hareketleri
Tarihçilerin çoğu İslam tarihindeki tercüme hareketlerini Abbasi döneminden başlatsalar da aslında tercüme olayının tarihi daha eskilere Emevi dönemine kadar uzanmaktadır. İlk tercüme, Halid b. Yezid b. Muaviye döneminde başldı. Mısır’da yaşayan Yunan filozaflarından bir ekip topladı.7 Onlardan Yu- nanca ve Kıpticeden kitap tercüme etemelerini istedi. İslam tarihindeki İlk tercüme hareketi budur. Haccac dönemide Farsça’dan bir divan tercümeedildi. Bu divan Beni Temim kölelerinden Salih b. Abdurrahman tercüme etmiştir.
Peygamberimiz de tercüman kullanmıştır. Peygamberimizin en önemli tercümanı Zeyd b. Sabittir. O, Rumca, Habeşçe, Farsça, İbranice ve Süryanice dillerini biliyordu. Peygamberimizin isteği üzerine bu dili öğrenmiştir.
İbni Nedim de İslam tarihinde ilk tercüme hareketini yapan kişi Halife Halid b. Yezid olduğunu belirtir. (Ö. 85) Ona mutercimlik yapan kimseler arasında İstean el-Kadin ve Harip Miryanus vardır. İlk defa yabancı bir dilden Arapçaya kitap çeviren kişidir. Tıp ve yıldızlarla ilgili kitap (Astronomi, Astroloji) ve kimya kitaplarını çevirmiştir. Halife Yezid, bazı filozofları toplayarak Yunanca ve Kıpti dilindeki kitapları da Arapça’ya çevirmelerini istemiştir8. Ancak, bütün bu tercüme hareketleri ferdiydi. Kurumsallaşmış bir devlet politikasına dönüşmedi. Yine de elimizde Ömer b. Abdülaziz ve Hişam b. Abdülmelik döneminde divanların Arapçalaştırılması adını verdiğimiz ve yarım yüzyıl süren büyük tercüme hareketini unutmamak gerekir. Ayrıca, paranın basılması da bir Arapçalaştırma hareketi sayılmaktadır.
Arap fetihleri yavaşlamaya başlayınca emevi halifeleri yönetimi organize etmek için antik imparatorlukların metotlarına yöneldiler. Küttablar halife Hişam için faydalı olabilecek kitapları onun isteği üzerine tercüme etmeye başladılar. Hişam’ın önde gelen katibi Mevla Salim Aristo’nun İskendere yazdığı zannedilen mektupları tercüme etti. Ayrıca, İran krallarının hikayeleri de Hişam için tercüme edilmeye başladı.
Salim’den sonra Abdülhamit el-Katip çeviri işine devam etti. Böylece bir Arap saray edebiyatı ortaya çıktı. 8
1. Ömer b. Abdülaziz dönemi, Sh. 273
2. İmadüddin Halil, Ömer b. Abdülaziz dönemi ve islam İnkılabı, Bir yay., İs- tanbul 1984
3. Doç. Dr. Bayraktar, Mehmet, İslam Felsefesine Giriş, A.Ü. İlahiyat Fakül- tesi Yayanları, Ankara 1988
4. M.Holt, a.g.e, C.4 Sh: 206
5. M. Holt, İslam Tarihi, C.4 Sh: 247
6. Dr. Abdulhalim Mustasır. a.g.e Sh:79
7. Dr. Abdülhalim Mansur, a.g.e
8. Gibb, Hamilton A.R, İslam Medeniyeti Üzerine Araştırmalar, Endülüs Yayınları, İst. 1991
Sitemiz en uygun 1024x768 ekran boyutunda görüntülenir.
İbrahim Halil ER
-eğitimci-
bilgi@millisuurdergisi.com