kap_02
kap_03
kap_04
kap_05
kap_06
kap_07
kap_08
kap_09
kap_10
kap_11
kap_16
kap_30
kap_32
yazar

Aynaya karşı nasıl yürüyoruz?

Aynaya karşı yürüyorsanız aynada da size karşı yürüyen bir kişiyi görürsünüz ve o kişinin aslında sizden başkası olmadığını da bilir siniz. Öyleyse aynada nasıl bir tavır, tutum, bakış veya çevre görmek istiyorsanız aynanın karşısındaki tutumunuzun, tavır veya bakışınızın ona uygun olmasını sağlamak zorundasınız.

Tutsaklık veya özgürlük, yalnızlık veya birliktelik, atalet veya atılım, karamsarlık veya coşku bir tercihtir. Her tercih bir alt yapı üzerine şekillenir. İyi, doğru, güzel, faydalı ve adil olanı tercih etmemizin veya yanlış olan dan kaçınmamızın alt yapısı gibi...

Gözü olmasa da güneşin doğuşunu görebilen, yiyecek ekmeği olmasa da karnının doyduğunu hissedebilen hayal ve hal sahibi olabilmek... Veya zorlu bir hayat sınavı öncesi doğru bir tutum oluşturarak o hayatın sınavını başarabilmek... Bütün bunların alt yapısı...

Tutumlar üzerine mi, yetenekler ve imkanlar üzerine mi...

Doğru tutum ve açılar hedefe ulaşma inancını güçlendirir. İnanç tekeden süt çıkar tır. Bu yaklaşımın sonucu ise başarıdır.

Modern eğitim, tutumdan çok yetenekleri ön plana alır. İş, imkan ve itibar bu tarz bir eğitim sonucu verilen diplomaya endekslidir. Sonuçta inanç ve tutumların çoğunlukla karın doyurma veya menfaatler ile ilişkilendirildiği görülür. Bireylerin „ben“ merkezli arzuları peşinde koşturması sağlanır. „Bey gibi yaşa“ dürtüleriyle „köle“ tipler yetiştirilir.

Modern eğitim, inançları küçümseyen ve kendisini onların üstünde göstermeye çalışan seküler amaçlı toplumu hedefleyen meslek sahibi ekonomik değeri olan bireyler yetiştirmeye çalışmaktadır. Bu eğitimin hedefinde zarafet, görgü, öze uygunluk veya „iyi insan“ yetiştirme amacı olmadığı gibi manevi derinliği olan yaşama da yer yoktur.

Ortada bir boşluk vardır ve bu boşluğu bir kısım medya kendince doldurmaktadır. Bu medya, yayınladığı tüketim ve arzuları kışkırtmayla ilgili gizli veya açık reklamlarla beslendiği için şöhret, imkan ve daha çok harcamaları olanları öne çıkarmaktadır. Bunun sonucunda da topçu ve popçular birer idol veya model olarak sunulabilmektedir.

Dostluklar üzerine mi, menfaatler üzerine mi...

İlişkilerinde samimi, sevecen ve kaynaşımcı insanlar kısa sürede yeni dostluklar geliştirirler. Dostça yaklaşımlar kaynaştırır ve insanlar, dostlarını kendi gibi bilerek bağırlarına basarlar. Onlar için sevinir, onlar için üzülür ve onların hatırına matematik hesapları zorlarlar. Dostlarının iyi gününde, kötü gününde yanlarında olmaktan mutlu olurlar. Çok büyük sıkıntılar içinde olsalar da dostları hatırına candan verirler.

Dostlar için mutlak kudret ve kuvvetin sahibine sığınarak dağlar delinir veya engeller kaldırılır. Samimi niyet, istikamet ve hasbilikle hem kavli hem de fiili dua edilir. Böylece „çarkı dön düren ve arkı sulayan“ rahmete vesile olacak gayret ortaya konulur.

Dünyadaki bu dostlar, bazen anadır, yardır, arkadaştır. Bazen, vatandır, teşkilattır. Ama hepsinin ötesinde her şeyin hakimi ve sahibi olana dost olan her şeydir.

İnsanlar, dostlarına sahip çıkarlar ve onları düşkün veya mazlum konumunda görmek istemezler. Yol vermeyen dağları delmeye ve engelleri onlar için ortadan kaldırmaya çalışırlar. Hiç bir şey yapamazlarsa onları bu duruma düşürenlere derinden ve sessiz ah ederler.

Dost destektir ve onların verdiği destek belirgin bir güç kazandırır. Güç, etkiyi, yetkiyi, kazanma şansını ve başarıyı hissedilir oranlarda artırır. Dostlarıyla birlikte olanlar, onların destekleriyle ayakta duran lar, vatanını, milletini ve değerlerini bu destekle koruma mücadelesi vererek zulme ve emperyalist yayılmacılara kar şı direnenler sonunda mutlaka kazanırlar.

Bunu tespit eden Rand Corporation, Angel Rabasa koordinesinde Christine Fair ve Cheryl Benard‘ın yardımıyla 567 sayfalık „11 Eylül Sonrası İslâm Dünyasında ABD Stratejisi“ başlığıyla hazırlattığı araştırmasında „Amerikan yayılmacılığına karşı direnişi kırmak üzere“ İslâmi olarak bilinen okulları modern eğitim vermeye yönlendirici yardımların yapılmasını istemektedir.

Özetle ve kısaca „çay kahve baha ne“...

İnsanlar dostları ararlar, dostları için ya şarlar, dostları için ölürler ve onların hatırına kan kusar, kızılcık şerbeti içerler. Böyle olunca gerçek bir dost uğruna ölmek çok kolaydır. Lâkin... Bugün öyle dostları ve dostlukları bulmak o kadar kolay mıdır?

Cevabını duyar gibi oluyoruz... Peki ama neden?

Geri
İleri

Sitemiz en uygun 1024x768 ekran boyutunda görüntülenir.

kap_12
kap_13
kap_29
tv5banner
milligazete
agd

Yılmaz BÖLÜKBAŞI
eğitimci

bilgi@millisurdergisi.com

İLİŞKİLERİMİZİN TEMELLERİ